Çatalı sol elle tutmak !

Ekim 16, 2009

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan
biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye
çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol
eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık
ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze
başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal – bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa
kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu
görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki
çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti
ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi
yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı
toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu
davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil
alışkanlık yatıyor. 1700′lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir
toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık
kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye
yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti
kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal
kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza
götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu
düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için
bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı
ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı
ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam
etti.

daha fazlası www.forumover.com

Reklamlar

urfada 8 köşe domates

Ekim 11, 2009

Şanlıurfa
Siverek’te semt pazarından alınan bir kasa domatesin içerisindeki ’sekiz köşeli’
domates görenleri şaşırttı. İlçede 15 yıldan bu yana lokanta
işletmeciliği yapan İsmail Boynukara, lokantası için her sabah alışveriş
yaptığını, ancak yapısal özelliği farklı bir domatesle ilk kez karşılaştığını
ifade etti.Boynukara, lokantada sergilediği domatesin müşterilerin de ilgisini çektiğini
söyledi.

daha fazlası www.forumover.com


turuncu domates

Ekim 11, 2009

Amerikalı
gıda bilimcileri, turuncu domates yetiştirdiler.
Ohio Eyalet
Üniversitesinden bilim adamları, turuncu domatesin vücut tarafından daha rahat
emilen bir “likopen” türü içerdiği için, kırmızı domatesten çok daha yararlı
bulunduğunu iddia ediyorlar.Bir antioksidan türü olan likopen, gerek domatese gerekse diğer sebze ve
meyvelere renklerini veren madde.

Gıda bilimi ve teknolojisi profesörü Seteven Schwartz ve arkadaşları, 12
gönüllüyü turuncu ve kırmızı domates soslarıyla yapılmış makarna testinden
geçirdiler. Ancak gönüllülerden testlerden önce 13 gün boyunca domates ve
domatesle yapılmış yemek yememeleri istendi.

Makarna yemeden önce ve yedikten sonra deneklerden her bir-iki saatte alınan
kan örneklerinde likopen seviyesine bakıldı.

Sonuçlar, turuncu domatesten likopen emiliminin, kırmızı domatesten emilimden
2,5 kat daha yüksek olduğunu gösterdi.

Schwartz, kırmızı domatesin daha çok likopen içerdiğini ancak bunun büyük
bölümünün vücudun iyi ememeyeceği biçimde olduğunu söyledi. Schwartz, “Deneye
katılanlar, turuncu domatesten yapılan sosu yerken belki daha az likopen
aldılar, ancak kırmızı dometes sosusundan daha fazla likopen vücutlarında
emildi” dedi.

daha fazlası www.forumover.com


Siyah üzüm kanserden koruyor !

Ekim 10, 2009

Kara üzümün faydaları:

Siyah
üzüm suyunun, kanser ve kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olduğu tespit
edildi

İskoçya’nın Glasgow Üniversitesi’nce yapılan araştırmada,
piyasadaki meyve sularının içerdiği antioksidan miktarı ölçüldü. Hücrelere zarar
vererek, yaşlanmadan kansere kadar birçok sağlık sorununa yol açan serbest
radikalleri etkisiz bırakan antioksidanlar açısından en zengin meyve suyunun
siyah üzüm suyu olduğu ortaya çıktı.
Elma, nar ve yabanmersini sularının da bol miktarda antioksidan içerdiği
belirlendi. Uzmanlar, vücudun ihtiyaç duyduğu antioksidanları alabilmek için
günde 5 porsiyon meyve-sebze yenmesi gerektiğini hatırlatarak, antioksidan
açısından zengin bir bardak meyve suyunun bir porsiyon meyve yerine
geçebileceğini kaydetti.

daha fazlası www.forumover.com


antioksidan maddeler bulunan pizza

Ekim 1, 2009

Amerikalı
kimyagerler, hamurunda doğal antioksidan maddeler bulunan pizza yaptı.

ABD’deki Maryland Üniversitesinin bilim adamları tarafından yapılan araştırmanın
sonuçları dün yayımlandı.Amerikalı kimyagerler, hamurunda doğal antioksidan
maddeler bulunan pizza yaptı. ABD’deki Maryland Üniversitesinin bilim adamları
tarafından yapılan araştırmanın sonuçları dün yayımlandı.Bilim adamları, ahçılar tarafından iyi bilindiği gibi, olağandan daha uzun
süre ve daha yüksek ısıda pişirilen pizzaların daha lezzetli olduğunu söylüyor.Buradan yola çıkan bilim adamları, daha yoğun pişirmenin hamurdaki
antioksidan içeriğini daha da artırabileceğini belirterek, özellikle de tamamen
buğdaydan elde edilen undan yapılan hamurlar için bunun geçerli olduğunu
belirtiyor. Bu hamurun daha çok mayalanmasının da kanser ve kalp-damar
hastalıkları risklerini azalttığı düşünülen antioksidan maddeden daha çok
üretilmesine yol açtığı sanılıyor.

Pizzayı seçme nedenlerini, bu yiyeceğin, ABD’de en çok beğenilen buğday bazlı
yemek olmasıyla açıklayan araştırmacı Jeffrey Moore, “En beğenilen yemekleri
kimyadan yardım alarak daha sağlıklı hale getirmek, kamu sağlığı için çok önemli
etkiye sahip olabilir” dedi. Moore, özellikle buğdaydan elde edilmiş un
çeşitleri kullanılarak olağandan daha uzun süre pişirilen yemeklerde antioksidan
madde oranının yüzde 60, olağandan daha yüksek ısıda pişirilen yemeklerdeki
antioksidan oranının da yüzde 82′ye ulaştığını söylüyor.

Bu araştırmanın, tahıl bazlı gıdalarda antioksidan içeriğinin doğal yollarla
artırılması için yeni teknikler geliştirmek için yapılan bir araştırma programı
kapsamında yapıldığı ve pizza üreticileri tarafından değil, Amerikan Tarım
Bakanlığı tarafından finanse edildiği de ifade ediliyor.

daha fazlası www.forumover.com