Bebekler neden sol kucakta tutulur?

Ekim 12, 2009

Yapılan çalışmalarda insanların farkında olmadan sağ ve sol ellerini
tercihli kullandıkları tespit edilmiştir. Annelerin çocuklarını sol
kollarında tutma temayülleri bir sevk-i ilahi olduğundan, bir anneye neden
çocuğunu kucağındayken solda tuttuğunu sorarsanız, çoğunlukla bunun herhangi
bir sebebinin olmadığını söyler. Bilhassa annelerin yavrularını sol
kucaklarına alıp sol kollarında tutmaları, araştırma mevzuu olmuştur.
Kadınların % 85’inin (yaşlarına ve evli olup olmadıklarına bakılmaksızın),
bebekleri kucaklarına aldıklarında sol kollarına alıp öyle tutmaları hususu,
‘Nature’ dergisinin 26 Şubat 2006 tarihli sayısında incelenmiştir.

İnsanların çoğunda beynin sağ tarafı, vücudun
sol tarafını ve duyguları kontrol etmede vazifedir. Bundan dolayı, bebeğin
ağlaması, gülmesi veya esnemesi gibi hissi uyarılar sol taraftan geldiğinde,
anne tarafından daha kolay algılanır. Bebek sağ kucağa yatırıldığında ise,
bebekten gelecek tepkiler, annenin sol yarımküresine yönlendirilir. Fakat
beynin sol tarafı duyguların analiz ve değerlendirilmesinde vazifeli
olmadığından, bebek ile anne arasındaki iletişimde kopukluklar yaşanabilir.

Bebeklerin emniyet hissi sağlıklı gelişmeleri
açısından çok önemli olduğundan, bebek annesinin kalp atışlarını duyma
ihtiyacı hisseder. Anneler açısından gayri ihtiyari gerçekleşen ve
Rabb’imizin merhamet ve şefkatinin annelerdeki tezahürlerinden biri olan
bebeği sol koluyla sol kucağında tutma tercihi, bu ihtiyacı karşılamaya
hizmet eder.

Bu davranışın vücudumuzdaki organların fiziki
yerleşimiyle de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. İnsan bedeni anatomik
açıdan simetrik yaratılmış olmasına rağmen, bazı iç organları asimetrik
olarak yerleştirilmiştir. Mesela oldukça ağır olan karaciğer sağdadır: İki
loblu akciğerin sağ lobu, sağ el, kol ve bacak soldakilere nispeten daha
ağırdır. Solda zannettiğimiz kalb de oraya yakın bir yerde bulunur. Anatomik
açıdan kalbin üst kısmı sola yatık olduğundan ve kalb sesleri kalbin üst
tarafından geldiğinden, kalbimiz tam solda zannederiz. Bütün iç organların
bu şekilde yerleştirilmesiyle, vücudun kütle merkezi ortada değil tam olarak
bilemediğimiz hikmetlere binaen, hissedilir derecede sağ tarafta takdir
edilmiştir.

Fiziki kanunlar açısından ayakta dengeli
durabilmemiz için ağırlık merkezinden geçen dikey çizginin, zeminde iki
ayağımızın ortasına denk gelmesi gerekir. Anneler bebeklerini sağ kollarına
ve bacaklarına alsalardı, destek gereği sol kollarını da sağa doğru
çekeceklerinden, zaten sağ tarafta olan kütle merkezi iyice sağa kaymış
olacak ve dengenin sağlanmasında zorluklar yaşanacaktı. Böyle bir durumda
anneler ani bir dengesizlikte düşme tehlikesi yaşayacakları gibi, evlatları
da tehlikeye maruz kalabilecekti.

Bebek gayrı ihtiyari olarak annenin sol
kucağına yatırıldığında ise, annenin sağda olan ağırlık merkezi sola (
vücudun ortasına) doğru kayarak denge daha da güçlendirilmiş olur. Dengeyi
kaybetme tehlikesi olmaksızın bebek kucakta emniyet içinde rahatlıkla
taşınır.

Öte yandan, kucakta tutulan bebeğin annenin
kütle merkezine tesiri ve ağırlığının annenin her iki koluna dağılması da
çok önemlidir. Bebek sol kola alındığında bebeğin ağırlığının çoğu solda;
sağ kola alındığında ise ağırlığının çoğu sağda olur. Annenin sağda olan
kütle merkezini ortaya doğru kaydırmak için bebek sola alınmalıdır. Bebek
sol kucağa alındığında, başının ağırlığı annenin sol kolu üzerine, geri
kalan kısmının ağırlığı ise sağ koluna biner. Diğer bir ifadeyle bebeğin
kütle merkezi, sağ kola daha yakın olur ve daha güçlü olan bu kol daha fazla
yük taşır. Sol kol zayıf olduğundan sadece bebeğin kafasını dikkatlice
desteklemekte kullanılır. Anne, bebeği sağ kucağında tutarsa, zayıf olan sol
koluna daha fazla yük bineceğinden bu defa anne, bebeği taşımakta zorlanır.

Annelerin bebekleri gayri ihtiyari sol
kucaklarına almalarının bebeğe daha fazla emniyet kazandırdığı da tespit
edilmiştir. Bir çarpma, darbe veya düşmeye karşı insan genelde sağ kolunu ve
omzunu siper alır. Sol kucağa alınan ve başı sol tarafa doğru tutulan bebek
böyle bir tehlike karşısında emniyette olur. Mesela, düşme anında anneler
bebeği sağ kucağına alıp,başını sağ tarafta tutsalardı, kendisinin korumak
isteyen anne farkında olmadan sağ elini bırakacak ve bebeğin kafası bir yere
çarpma tehlikesi geçirecekti.

Hadiseye bebek açısından yaklaşacak olursak,
annenin bebeği sol koluna yatırıp tutması, dengesini daha iyi sağlamasının
yanında, sol kolda tutulan ve yüzü annesinin sinesine dönük olan bebeğin sağ
tarafına yatmış olması da önemlidir. Çünkü insanın yatma şekliyle sağlığı
arasında münasebet vardır. En rahat yatma şekli, bebeğin anne karnındaki
duruş şeklidir. Sağ eli başın altına koyup sağa dönerek yatıldığında, kalbe
baskı olmaz ve rahat nefes alıp verilir. Bu yatma şekli Peygamberimiz ’in (sas)
sünnetlerinden olup, yatma adabı olarak uygulanmaktadır. Bebekler sol kola
alınıp yatırıldığında anne karnındaki yatış pozisyonunu kazanırlar.Böylece
alışık oldukları konumda yattıklarından çabucak sakinleşir veya uykuya
dalarlar.

Açıkça görülüyor ki, meseleyi farklı yönlerden
ele aldığımızda bebeklerin sol kucağa alınıp, sol kol ile desteklenmeleri
hem bebek, hem de anne açısından çok sayıda fayda sağlamaktadır. .

daha fazlası www.forumover.com

Reklamlar

Zenginlik şeker hastası yapıyor!

Ekim 10, 2009

Yüzyıllardır
sebze ve pirinç temelli bir yemek alışkanlığı ile sıkı çalışmaya alışmış
Asyalıların son onyıllarda zenginleşen kesimi, refah ve rahatlığa alışırken
şeker hastalığı tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.Sağlık uzmanları
yüzyıllardır metabolizmaları az yemek ve sıkı çalışmaya dayalı bir yaşam
biçimine uyum sağlamış Asyalıların zenginleşen kesimlerinin,
hamburger, çizburger, lazanya, tavuk kanadı kızartması gibi yeni yemek
seçeneklerinin yanı sıra daha az hareketli bir yaşam sürmeye başlayınca şeker
hastalığı risklerinin arttığını belirtiyor.

Hong Kong’daki Çin Üniversitesi’nden tıp profesörü Clive Cockram durumu şöyle
özetliyor:

“Eğer eskiden fakir bir hayat sürüyorsanız ve aniden bolluğa kavuşursanız,
siz daha fazla risk altındasınız demektir.”

Sağlık uzmanları, şeker hastalığının Asya’da ve diğer ülkelerdeki Asyalı
topluluklarda salgın boyutunda yaygınlaşabileceğinden de korkuyorlar.
Asyalıların
şeker hastası olma riski, Kafkasyalılardan 4 kat fazla.

-AIDS’TEN ÇOK ŞEKER HASTASI-

İngiltere’deki Warwick Hastanesi şeker hastalığı uzmanı Şirin Boardman, “AIDS
hastasından çok şeker hastası var. Kısa bir süre sonra şeker hastalığı
gelişmekte olan ülkelerin ana sağlık sorunu haline gelecek” diyor.

Warwick Hastanesi kayıtlarına göre, Britanya’daki 40 yaşın üzerinde her 4
Asyalıdan biri ve Pakistan kökenlilerin yüzde 40′ı şeker hastası olacak.

Moğolistan’dan kuzeyde Japonya’da güneyde ise Yeni Zelanda’ya uzanan Batı
Pasifik bölgesinde, bugün 67 milyon olan şeker hastası sayısının 2025′te 100
milyonu bulacağı tahmin ediliyor.

-TUTUMLU GEN TEORİSİ-

Diyabet uzmanlarından bazıları, kısaca “tutumlu gen teorisi” denilebilen bir
görüşü savunuyor.

İngiltere’den bir diyabet uzmanı Kirpal Warwa, “Açlığın aslında insanları
şeker hastalığından koruduğunu savunan bir teori var” diyor.

Bu görüşe katılan Cockram, “İnsan organizması asıl olarak binlerce yıl
boyunca, insanı açlıktan ölmekten, yoksunluktan ve avlanıp öldürülmekten korumak
için birçok koruyucu mekanizma geliştirmiştir. Bu mekanizmalar bizi,
geliştikleri ortamın tamamen zıttı olan şu anki çevremizin etkilerinden
korumazlar” dedi.

“Tutumlu gen” teorisine göre, eksik beslenmiş bir fetus muhtemelen daha küçük
bir pankreasa sahip olacak ve bu pankreasın yaşamın daha sonraki dönemlerinde
bolluk ve şeker zengini bir beslenme tarzıyla başetme gücü daha az olacak.

Pakreas, insanın şekeri kullanması ve depolamasına yardımcı olan ensülini
üretiyor. Ama vücudumuz yeterince ensülin üretemez ya da ensülini uygun biçimde
kullanamazsa, şeker uygun biçimde depolanıp kullanılamaz, kanda birikir ve bu da
şeker hastalıklarına yol açar.

Dünyada toplam 246 milyon şeker hastası var ve bu rakamın 2025′te 380 milyona
ulaşması bekleniyor. 2003′te tüm dünyadaki şeker hastalarının sayısı 194
milyondu.

Her yıl dünyada şeker hastalıklarına bağlı olarak 3 milyon kişinin öldüğü
belirtiliyor.

-ÇARE HERKES İÇİN AYNI-

Hong Kong Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Karen Lam’a göre Asyalılar için
de şeker hastalıklarının çaresi, diğer insanlarla aynı: “daha az yemek, daha
çok egzersiz yapmak.”

Henüz bir tedavisi olmayan şeker hastalığı sadece yaşlıların hastalığı da
değil.

Japonya’da lise öğrencileri arasında 2. tip şeker hastalarının sayısı her 100
bin kişi için 1976-1980′de 7,3 iken, 1991-1995 arasında 13,9′a çıktı.

daha fazlası www.forumover.com


havuç gözlere iyi gelmiyor

Ekim 10, 2009

Bilinenin
aksine havucun gözlere iyi gelmediğini biliyor muydunuz?ABD’de
yapılan bir araştırma, beta karoten yönünden oldukça zengin olan havucun,
bilinenin aksine gözlere iyi gelmediğini ortaya koydu.

Araştırmalar 12 yıl sürdü
Yaklaşık 12 yıl süren kapsamlı araştırmada, yaşlılığın getirdiği görme
zayıflığından korunmak için beta karoten içerikli hap verilen hastalarla,
verilmeyen hastaların arasında bir farklılığın olmadığı gözlendi.

Beta karotenin yalnız başına alındığı zaman herhangi bir faydasının
görülmediği, vitamin ve çinko mineraliyle beraber kullanıldığı zaman ileriki
yaşlardaki görme sorunlarını engelleyebileceği belirtildi.

daha fazla www.forumover.com


göbek kordonunun geç kesilmesi

Ekim 10, 2009

Doğumdan
sonra göbek kordonunun en az 2 dakika sonra kesilmesinin, yeni doğanlara sağlık
açısından çeşitli yararlar sağlayacağı bildirildi.
Kanadalı bilim
adamlarının yaptığı araştırmada, göbek bağını hemen kesmektense biraz
beklemenin, bebekteki kan değerlerinin ve demir seviyesinin daha iyi olmasını
sağladığı saptandı.

Topix.net internet sitesindeki habere göre, Teksas A&M Sağlık Bilim
Merkezinden Dr. Cherly ipriani, “Araştırmalar, (geç kesilmesi halinde) bebeğin
vücudundaki demir stokunun daha iyi olduğunu ve anemi olma ihtimalinin düşük
olduğunu gösteriyor” dedi.

Başka bazı bilim adamlarıysa göbek bağının geç kesilmesi konusunda tavsiyede
bulunmadan önce başka araştırmaların yapılması gerektiğini söylediler.

Araştırma, Journal of the American Medical Association’da yayınlandı.
Gelişmiş ülkelerde, göbek bağı genellikle bebek doğar doğmaz kesiliyor. Az
gelişmiş ülkelerdeyse bunun zamanlaması değişkenlik gösteriyor.

daha fazlası www.forumover.com